İlk
Kırık Sonradan Oluşabilecek Kırıkları Önlemek
İçin Bir Fırsat Olabilir:
Kaldırımda tökezlemek gibi görünürde
basit bir nedenden dolayı ortaya çıkan kemik kırıklarının
sonradan oluşabilecek çok daha ciddi kırıkların
ön işareti olabileceğini göz ardı etmemek
gerekir. Basit bir nedenle kemik kırığı oluşan
bir kişinin gelecekte başka bir kırık sorunu yaşama
olasılığı normale göre dokuz kat artmıştır. Ne
yazık ki bu hastaların büyük bir kısmına ilk kırık
ortaya çıktığında osteoporoz yönünden gerekli
inceleme yapılmamakta ve dolayısıyla etkin ve önleyici
tedavi planlanamamaktadır. Test-tedavi maliyeti,
hastaların ilaç kullanımıyla ilgili kaygıları,
osteoporoz tedavisinden sorumlu hekimin hangi uzmanlık
branşına sahip olması gerektiği gibi konulardaki
tereddütler osteoporoz tanısı ve tedavisi önünde
engel oluşturmaktadır. Araştırmalar kırık
vakalarının ortopedistler tarafından değerlendirilme
sıklığı arttıkça osteoporoz tanı ve tedavisinin
daha erken ve uygun bir şekilde başlayabileceğini
ortaya koymaktadır.
30’lu-40’lı
Yaşlarda Yapılan Egzersiz Kemik Mineral Yoğunluğunu
Arttırabilir:
Yüksek etkili egzersiz uygulayan
menopoz öncesi dönemdeki kadınların kemik mineral
yoğunluğunu arttırabileceklerini gösteren bir çalışma
yapılmış. (Vainionpaa, A.,et al.”Effects of High_Impact
Exercise on Bone Mineral Density:a randomized
Controlled Trial in Premenopausal Women”). Bu çalışmada
35-40 yaş grubundaki 120 kadın iki ayrı grup oluşturmuş.
Birinci grup 12 ay boyunca haftada üç kez,
standardize edilmiş yoğun bir egzersiz programı
uygularken, ikinci grup her zamanki aktivite düzeyinde
yaşamını sürdürmüş. Araştırma süresi sonunda
egzersiz grubundaki kadınlarda kalça ve bel bölgesindeki
kemik mineral yoğunluğunda kontrol grubuna göre
anlamlı oranda artış saptanmış. Bu sonuçlardan
hareketle gelecekte egzersizin güvenilir, maliyeti düşük
bir seçenek olarak osteoporoza yönelik koruyucu
tedavide daha önemli yer alacağı öngörülmektedir.
Omurga ve Kalça Kırıklarının
Önemi:
Kırık kemiklerin günlük yaşam
üzerindeki kısa vadeli etkileri aşikar olmakla
birlikte uzun vadeli etkilerini ölçebilmek daha
zordur. İsveç’te yapılan bir araştırmada kalça,
omurga ya da kol kırığı olan 303 kadın hasta, kırıkların
yaşam kalitesi üzerindeki etkileri bakımından ilk
değerlendirme kırıktan 82 gün sonra ve ikinci değerlendirme
kırıktan 2 yıl sonra yapılmak üzere takibe alındı.
Kol kırığı olan hastalar ağrı ve hareket kısıtlılığı
bakımından kırığı olmayanlara göre ilk değerlendirmede
yaşam kalitesinde anlamlı düşme yaşarlarken iki yıl
sonra bu grubun yaşam kalitelerinin normale döndüğü
saptandı. Omurga ya da kalça kırığı olan grubun
ilk değerlendirmedeki yaşam kaliteleri aynı dönemde
kol kırığı olanlara göre daha düşük olarak gözlendi.
İki yıl sonra da bu grubun normal yaşam kalitesi düzeyine
ulaşma olasılığı daha düşüktü.
Kırıkların yaşam kalitesi üzerindeki uzun vadeli
olumsuz etkileri ilk kırık ortaya çıkmadan önce
osteoporoza erken tanı koymanın ve tedaviye başlamanın
ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır.
Düşmeyi Önlemek Kırıkları
da Önler:
İnsanlar yaşlandıkça düşme ve
kendilerini incitme riskleri artar. Osteoporozu
olanlarda düşmek kemiklerde ciddi hasarlara, kırılmalara
yol açabilir. 65 yaş üzerindeki insanların üçte
biri yılda bir kez düşmektedir. Günlük hayatta düşmek
gibi kazalar herkesin başına gelebilir, ancak yaş
ilerledikçe düşmek daha olası ve daha tehlikeli
bir hal alır.
Düşmek çeşitli risk faktörlerine bağlıdır.
2003 yılında New England Journal of Medicine’de
yayınlanan bir çalışmaya göre yaşlı bir insanda
aşağıda sıralanan risk faktörlerinden dört veya
daha fazlası bulunması durumunda düşme riski
%10’dan %80’lere çıkmaktadır.
- İleri yaş
- Artrit
- Depresyon
- Ayakta durmaya bağlı olarak kan basıncında düşme
- Demans ve mental becerilerde zayıflama
- Görme, yürüme ve dengede bozukluklar
- Ev bakımına gereksinim duyma
- Dört veya daha fazla ilaç kullanıyor olmak
Düşmelerin çoğu kazara
olur ve sıklıkla önlenebilir özelliktedir. Alınması
gereken önlemler şu şekilde sıralanabilir:
1.Düzenli egzersiz yapmak:
Egzersiz hem kas gücünü, hem de denge ve
koordinasyon becerilerini arttırarak düşme olasılığını
azaltır. Bu amaçla özellikle dans, Tai Chi gibi
egzersizler yararlı olabilir.
2.Evinizi daha güvenli hale getirmek:
- Merdivenlerde ve yürüme alanlarında ayağa
takılabilecek her tür engeli kaldırmak
- Küçük ve kayabilecek kilim benzeri yer örtülerini
kaldırmak
- Banyo, tuvalet ve duşta tutunmayı sağlamaya
yarayan, duvara sabit barlar oluşturmak
- Banyo ve ıslak yüzeylerde kaymaz paspaslar
kullanmak
- Evde aydınlık bir ortam yaratmak, uygun ışıklandırma
yapmak
- Merdiven kenarlarına tutamaçlar ve ışık
kaynakları yerleştirmek
- Tabanı kaymayan, uygun ayakkabılar giymek
3.Doktorunuza ilaçlarınızla ilgili danışmak:
Bazı ilaçlar ya da ilaç kombinasyonları baş dönmesi,
bulantı ve denge bozukluğu gibi şikayetlere yol açabilirler.
Bu yan etkiler olsa bile doktorunuza danışmadan
ilaçlarınızı bırakmayınız.
4.Periyodik olarak göz muayenesi yaptırmak:
Görme zayıflıkları düşme riskini arttırabileceğinden
görme kusurlarının saptanması ve tedavi edilmesi
büyük önem taşımaktadır.
Kış ayları için özel önlemler:
Kış ayları düşme riskinin en
yoğun olduğu aylardır. Bu nedenle bu aylarda düşmeyi
önlemek için aşağıda listelenen hususlara dikkat
edilmesi gerekir.
- Kışın ya da yağışlı havalarda yürürken
baston gibi bir destek kullanmak uygun olabilir.
- Altı lastikli botlar tercih edilmelidir.
- Kaldırımlar kaygan görünüyorsa çim benzeri
yüzeylerde yürümek daha güvenli olabilir.
- Kışın cebinizde ya da arabanızda bir paket
kaya tuzu bulundurmak kaygan yüzeyleri güvenli
hale getirmenize yardımcı olacaktır.
- Alışveriş merkezi, konser, toplantı salonları
gibi binalarda yer yüzeyleri, binaların giriş bölümlerindekiler
de dahil olmak üzere, genellikle cilalı mermer
gibi kaymaya çok elverişli maddelerden yapılmıştır.
Bu yüzeylerin ıslak olması büyük tehlikeler
yaratabilir. Özellikle böyle yerlerde plastik döşeme,
halı varsa onların üzerinde yürümek daha güvenli
olabilir.
SIK
SORULAN SORULAR:
Soru 1: Çok fazla
vitamin A alımının kemikler için zararlı
olabileceğini duydum. Kimi süt kutularının üzerinde
“A vitamini eklenmiştir” ifadesine rastlıyorum.
Bu iki durum bana çelişkili geldi. Bu gerçekten
tedirgin olunması gereken bir durum mu?
Cevap 1:
Vitamin A yağda çözünen bir
vitamindir. Zaman içinde fazla miktarları vücutta
birikerek Vitamin D’nin kalsiyum üzerindeki
etkilerini bloke edebilir.
Süt doğal olarak Vitamin A içermektedir. Tam yağlı
bir bardak sütte 300 IU vitamin A bulunmaktadır. Süt
işlemlerden geçirildikçe, özellikle de yağ içeriği
azaltıldıkça Vitamin A içeriği de azalır. Bu
nedenle yağı azaltılmış ya da yağsız sütlere
, bu sütlerin vitamin A içeriğini tam yağlı süt
gibi yapabilmek için dışarıdan vitamin A
eklenmektedir.
Vitamin A göz, cilt, bağışıklık sistemi ve
kemikler için gerekli bir vitamindir. Ancak yüksek
dozda vitamin A, özellikle de retinol formunda ise,
zararlı olabilir. Vitamin A için izin verilen günlük
miktar kadınlar için 2333 IU (enternasyonel ünite),
erkekler için ise 3000 IU olarak belirlenmiştir.
Vitamin A’nın en iyi kaynakları doğal beslenme
yoluyla alınabilir. Meyve, sebze, süt ürünleri
yeterli ve uygun miktarlarda tüketildiğinde vücut
beta-karoten ve karotenoidleri gereken şekilde
Vitamin A’ya dönüştürür.
Dengeli beslendiğiniz sürece sütte, ya da diğer
gıdalarda doğal olarak bulunan vitamin A ile
ilgili kaygı duymanıza gerek yoktur. Çoklu
vitamin içeren preperatları Vitamin A içeriğinin
günlük izin verilen miktarı aşıp aşmadığı yönünden
değerlendirmek gerekmektedir.
Soru 2:
Doktorum günlük kalsiyum alımımı 1200 mg’dan
1500 mg’a çıkarmamı söyledi. Beslenmeyle yeterli
kalsiyum alabilmek için nasıl düzenlemeler yapmalıyım?
Cevap 2:
Biraz gayret ve yaratıcılıkla diyetinizin kalsiyum
içeriğini arttırmak mümkündür. Sebze
yemeklerinizin üzerine dilimlenmiş ya da dövülmüş
badem eklemek anlamlı oranda kalsiyum takviyesi sağlayacaktır.
(Yaklaşık 30 gram badem 70 mg kalsiyum içerir.)
Diyetinizde başka düzenlemeler
de yapabilirsiniz:
- Kahve kreması yerine süt veya süt tozu kullanın.
- Bir bardak kereviz sapı ve dört yemek kaşığı
humusla toplam 68 mg kalsiyum alabilirsiniz.
- Bir portakal yiyin. (52 mg kalsiyum)
- Sebzelere, makarnalara bir yemek kaşığı
parmesan peyniri eklemek 55 mg kalsiyum kazandırır.
- Kahvaltıda bir kap yulaf ezmesi (100 mg
kalsiyum) güne iyi bir başlangıç sağlar, hele
de sütle kombine ederseniz.
Yukarıdaki
bilgiler; DÜZEN LABORATUVARLAR GRUBU'NUN üyesi
bulunduğu "Amerikan Ulusal Osteoporoz Kurumu
(The National Osteoporosis Foundation-NOF)” bültenlerinden
derlenmiş ve www.duzen.com.tr
sayfasından alınmıştır.
|