TANI :

İntraartiküler osteoid osteoma

Bizim olgumuzda torakal artiküler fasette, çevresel sklerozu, santralinde 6mm çapında kalsifiye vaskülarize nidusu bulunan, 20x15x10 mm boyutlarda osteoid osteoma olarak değerlendirildi. Lezyona, korpus sol posterolateralinde, pedikül ve transvers proçesinde reaktif ödematöz osteoporotik değişiklikler eşlik etmektedir.

Histopatolojik sonuç; matür kemik dokuları ve hyalen dejenerasyon gösteren fibrokartilajene doku ile bunların arasında kemik iliği alanları şeklinde idi. Mevcut görünümün osteoid osteom yada osteoblastom lehine olduğu klinik ve kesitsel inceleme yöntemleriyle ayırıcı tanıya gidebileceği şeklinde idi. Biz bu olguyu klinik bulgular ile tanı konma arasındaki sürecin uzun olması ve intraartiküler osteoid osteomanın nadir görülmesi nedeniyle yayınlamayı uygun bulduk.

AÇIKLAMA :
Osteoid osteoma tüm bening kemik tümörlerinin %11-12'sini oluşturur. Hemen hemen her kemikte yerleşebilir. Omurgada yerleşim sıklığı yaklaşık %10'dur. En sık lomber bölgede (%59) yerleşir. Daha sonra sıklık sırasına göre sırayla servikal (%27), torakal (%12) ve sakral (%2) vertebralarda görülür. Olguların %75'inde vertebraların posterior elemanlar tutulur.
Sıklık sırası %33 oranında lamina, %19 oranında artiküler faset ve %15 pedikül şeklindedir. Vertebra korpusunda bulunma oranı sadece %7'dir. Osteoid osteoma erkeklerde kadınlardan daha sık bulunur. Bu tümör 30 yaşından sonra nadiren görülür. Vakaların %87'i 30 yaşından öncedir. Ortalama yaş 16.7'dir. Vakaların %72'si 10 ile 25 yaş arasındadır.
Lezyonun bulunduğu düzeye lokalize ağrı ile kendini gösterir. Nadiren semptom vermez. Klasik klinik bulgu, geceleri şiddetlenen ve aspirine yanıt veren ağrıdır. Ağrı başlangıçta aralıklı iken daha sonra devamlı ve şiddetli hale gelir. Eğer lezyon nöral foramen düzeyinde ise hastaların %50'de radiküler ağrı bulunur.
Bulgular şiddetlenene dek tanı gecikebilir. Klinik bulgunun başlamasıyla tanı arasında geçen süre ortalama 11.3 aydır. Travma öyküsü bulunmayan çocuklarda sırt ağrısı nadir olup osteid osteoma gününden değerlendirmek gerekir.
Fokal gerginlik osteoid osteomanın en sık bulgusudur (%69).
Kas spazmından dolayı skolyaz ve pelvik tilt görülebilir. Literatürde 36 vakanın 29'da skolyoz bulunduğu bildirilmiştir.
Histopatolojik olarak tümör santral, vasküler nidus barındırır. Nidus çok vasküler fibröz konnektif doku şeklindedir ve kalsifiye olabilen osteoid matriks ile çevrelenmiştir. Nidus genellikle 15 mm'de küçüktür. 15 mm'den büyük olduğunda osteoblostoma olarak isimlendirilir. Nidus, sklerotik kemik reaksiyonu tarafından çevrelenir.
Röntgenogramlarda, nidus kalsifikasyon içerebilir lusent alan şeklindedir. Nidus çevresinde skleroz bulunur.
Eğer röntgenogram negatifse ve klinik şüphe kuvvetliyse genellikle önerilen nükleer sintigrafidir. Sintigrafide osteoid osteoma "hot" scan şeklinde görülür. Lezyon düzeyi lokalize edildikten sonra, operasyondan önce kesitsel görüntüleme yöntemleri uygulanır.
Nidus sadece kesitsel görüntülenme yöntemleriyle saptanabilir. BT'de küçük, yuvarlak kalsifikasyon içeren veya içermeyen düşük attenüasyonlu bir alan şeklindedir.
Çevresel yoğun skleroz bulununur.
MRG'de osteoid osteomanın görünümü heterojendir. Nidus santralindeki kalsifikasyon ve çevresel skleroz kısa ve uzun TR değerli sekanslarda hipointenstir. Nidusun kalsifiye olmayan bölümleri uzun TR değerli sekanslarda yüksek sinyal yoğunluğundadır.
MRG/BT'de kontrast madde uygulanması hipervasküler nidusta yoğunluk artışına yol açar. Bu sinyal artışı nidusu lokalize etmekle kalmayıp aynı zamanda litik bir lezyon olan fakat kontrast sonrası sinyalinde değişiklik bulunmayan Brodie's absesinin de ayırıcı tanısına yardımcı olur. MRG, nidusun saptanmasında diğer modalitelerden üstündür.

Kaynak:
1: MRI of the Brain and Spine; Scott W. Atlas M.D. Raven Press, 1991 p:929-930
2: Radiologu Review Manual: Wolfgang Dahnert, Williams and Wilkins, 1993; p:80-81
EMAR arşivin'den Hazırlayan Dr.Z.Betül Yazıcı